Yazarınız hiçbir külfetten kaçınmayıp sizin için gezmeye devam ediyor. Geçen Cuma Eelence’deydim. Eelence, Zerrin Özer, Bengü, Deniz Akkaya, Gökhan Özen ve Bedük gibi şarkıcıların menajerliğini yapan Özgür Aras’ın Pera’da açtığı yepyeni bir mekan.
Başlıkta diyorum “İstanbul gece hayatı değişiyor” diye. 90′lı yılları hatırlayanlar, canlı Türkçe müzikle eğlenme akımını gayet iyi biliyordur. Geçen sene Cenk Eren’in Harbiye’de açtığı “Piyasa” ile Türkçe müzik tekrar İstanbul gece hayatına girdi; ama bu sefer canlı olarak değil, dj müziği olarak. Piyasa’nın kısa sürede yarattığı etki ve çektiği müşteri potansiyeli, türevlerinin artacağına iyi bir işaretti.
Nitekim öyle de oldu. Bu sonbaharda açılan Eelence, Piyasa’nın karşısına en büyük rakip olarak çıktı. Anladığınız üzere, Eelence de Türkçe müzikle müşterilerini eğlendirmeye çalışan bir mekan. Yalnız, Piyasa ile Eelence arasında ciddi bir fark var. Piyasa, daha çok “eller havaya” kitlesine odaklanan, Hande Yener, Demet Akalın, Bengü gibi isimleri daha çok çalan, müşterileri barın-masanın üzerine çıkarmaktan mutluluk duyan bir mekan.
Eelence, Türkçe müzik çalsa da, daha çok 70′ler, 80′ler ve 90′lar nostaljisine odaklı; günümüz Türkçe popundan fazlaca çalmamaya gayret eden bir mekan. Zaten, haftada iki gece Mehmet Teoman’ı dj olarak misafir etmeleri de seçimlerinin ne olduğunu ortaya koyuyor.
Kısacası, iki mekan da Türkçe müzikle müşterilerini eğlendirse de tam olarak aynı müşteri kitlesine hitap etmiyorlar. Piyasanın daha genç ve sosyolojik anlamda belki “sonradan görme” olarak adlandırılabilecek bir kitlesi varken; Eelence daha ziyade orta yaşın üstünde, profesyonel hayatta belli bir kademeye gelmiş ve gençliğini hatırlamaktan keyif alacak bir kitleye sesleniyor.
Türkçe müzik dinlemekten bilinçli olarak kaçınsam da ben bile eğlendim Eelence’de. Ortaokul, lise yıllarımın şarkılarını duymak, anılar arasından hızlı bir geçiş yapmak keyifliydi. Tekrar gitmeyi düşünebileceğim bir mekan kesinlikle.
Lokasyon olarak da Piyasa’ya nazaran daha avantajlı bir yer Eelence. Pera Palas Oteli’nin arkasında. Buradan çıkıp Asmalı’da geceye devam edebilecek olmak çoğu insan için tercih sebebi olabilir. Yalnız, mekan fiziksel anlamda fazla büyük bir yer değil; her ne kadar işletmecisi 200 kişilik bir yer olduğunu iddia etse de. Kıyaslamak gerekirse, Asmalı’daki Novo’nun iki katı bir alana sahip diyebiliriz. Uzun-ince bir mekan ve sol tarafını kendi gibi uzun-ince bir bar kaplıyor.
Mekanda eleştiri meselesi yapacağım bir başka şey, içkilerin mekanın kalibresine ve lokasyonuna göre pahalı olması. Votka kokteylleri 25 liradan başlıyor; ki voktanın import olduğunu zannetmiyorum. O gece bir jack-kolayı 30 liraya içtim; Asmalı civarı için yüksek bir rakam bu.
Mekan açıldığında giriş ücreti almıyordu. Sadece kapıda adam seçiyor ve beğenmediklerini rezervasyon yok gerekçesiyle içeri almıyorlardı (bar için rezervasyonu ilk defa burada duydum!). İlgi gören ve bu ilgiyi bir an evvel paraya çevirmeye çalışan her mekan gibi, açılıştan kısa bir süre sonra ücretli giriş olayına geçtiler. Kişi başı 25 lira alıyorlar ve bunun karşılığında bir yerli içki ikram ediyorlar. Stand kapatmak isteyenler, 350 lira ödüyor ve karşılığında bir şişe Absolut votka ve soft drink alıyor.
Popüler olan bir mekanın hemen bundan kısa kar elde etme çabası bana çok çakalca geliyor. Bir de böyle davranmak mekanın ömrünü kısaltıyor ve bir sonraki sezon esamesi okunmaz hale geliyor. Ayrıca, canlı müzik yapmayan mekanların giriş ücreti almalarını hala anlayamıyorum. Bence, Eelence’nin yaptığı güzel girişi devam ettirip, kalıcı olması için ücretli giriş olayından vazgeçmesi gerekiyor. Zaten kitlesi, profesyonel hayatta bir noktaya gelmiş ve girdiği mekanda iyi para harcayan bir kitle.
Lafı daha fazla uzatmadan bitireyim; Eelence bence farklı bir eğlence arayanlar için iyi bir alternatif. Müdavimi olunmasa bile, alternatifler listesine rahatça eklenebilecek bir mekan. Yukarıdaki eleştirilerime de çözüm bulurlarsa, İstanbul gece hayatında süreklilik yakalayan az sayıda mekandan biri olurlar.
Originally posted 2010-11-09 13:06:41. Republished by Blog Post Promoter
Eeelence benim bir daha asla adım atmayacağım bir yer. Öncelikle bunca yasağa rağmen 2010 Kasım’ında hala içinde sigara içiliyor olması mekanın kuskunç kokmasına sebep oluyor. Dahası, DJ’in gerçekten neden orada bulunduğunu anlayamadım, bir şarkının ardından diğer şarkıya benim cd çalarım da geçebiliyor. Giriş parası, ceketleri çantaları kapıda bırakma mecburiyeti ve mekanın tuvaletinde ışıkların yanmıyor olması da cabası!! Eğer Türkçe müzik eşliğinde öpüşen gay’leri görmekse maksat İstanbul’da çok daha ferah ve havadar mekanlar var, burası parasıyla rezil olmak isteyenlerin dışında kimsenin gitmemesi gereken bir yer.
ipneleri ben görmemiştim ya! dj eleştirine, bir dj olarak katılmıyorum. şarkıların miks edilmeden yeni şarkıya geçilmesi de bir dj tekniği sonuçta. sabit playlist’le bütün gece geçirilmez. ne kadar dj’in kafasında o gece ne çalacağı üç aşağı beş yukarı olsa da; kitlenin durumuna, atmosfere, isteklere göre radikal değişiklikler bile yapılabilir. 8Istanbul’da fun-rock ve 90′s çalarken bir anda Türkçe’ye dönmem en iyi örneği bunun.
sigara konusuna gelince, doğrudur diye demiyorum ama bugün kapalı mekanların çoğu sigaraya müsaade diyor. hatta ben gittiğim her yerde duman duman puromu tüttürüyorum.
Rezalet bir mekan. Çalışanların müşteri memnuniyetinden haberleri yok. Hayatımda görmediğim kötü muameleyi onlardan gördüm. Ayrıca o kalabalıkta ve kapalı bir mekanda sigara içilebiliyor olması da ilginç. İlgisizlik, hakaret… Hiç kimseye tavsiye etmiyorum, bir daha gideceğimi de sanmıyorum. Paranızla rezil olursunuz!
Diger gunler nasildir bilemiyorum ancak bir cuma gecesi asla gidilmeyecelerde basi cekebilir. 50 metrekareye maksimum kac insan sigar denemesi icin kapida 25 tl odenilen sacma bir mekan. Dans etmeyi gecin yurumeye bile yer yok ozetle cok kotu