Lezzet Yolculukları – Tire Köftecisi Hacı Baba

Geçenlerde yolum garip bir şekilde Tire’ye düştü. Bilmeyenler için Tire, İzmir’in sahil kesiminde olmayan ilçelerinden. İzmir ilçesinden çok; Orta Anadolu’da gelişmemiş bir kasabayı andırıyor. Alaçatı tatili dönüşü uğramak durumunda kaldım ve arada kontrast bu kadar büyük olunca biraz yadırgadım açıkçası.

Gitmişken de Tire köftesini yerinde tadayım dedim. Sordum, soruşturdum; bu köfteyi en iyi yapanın kasaba merkezindeki Hacı Baba olduğunu öğrendim. Hacı Baba, köhne ve küçük bir köfteci dükkanı. İçki servisi bulunmuyor. Bana askerliğimi yaptığım Nallıhan’ın kırık-dökük kasaba lokantalarını hatırlattı. Her Anadolu kasabasında bulacağınız, sandalyesi, masası önceki bin yıldan kalmış kendi halinde bir dükkan.

Neyse, maksat oturup keyif yapmak olmadığından önemsemedim mekanı. Zaten o lezzet için de önemsememeniz lazım. Neresinden başlayayım bilmiyorum hayranlığımın. Müthiş bir lezzet. İnsan böyle bir tadın İnegöl köftesi, Tekirdağ köftesi gibi rakiplerine göre az bilinir, daha az yaygın olmasını anlayamıyor. Hakikaten saydıklarım köfte ise, Tire köftesi başka bir şey!

Memleketim Antalya’nın Burdur’dan aparttığı şiş köfteye benziyor çoğunlukla. Belki de bu yüzden sevdim. Tire köftesi, aynı Antalya’nın şiş köftesi gibi şişlerde parmak parmak pişiriliyor. Tabii ki mangalda pişiyor.

Mangalda pişmeden sonraki aşamalar Tire köftesini, Antalya şiş köftesinden ayırıyor. Mangaldan inen Tire köftesi, tereyağında kızartılıyor. Köfteye kendine has lezzet ve kokusunu da bu kızartma veriyor. Haliyle, ızgara köfte biraz ağırlaşıyor. Atın ölümü arpadan olsun değil mi! Belki de Tire köftesinin çok yaygın olmamasının sebebi, bu tereyağı katkısı. Neticede her insanın kolay kolay yiyeceği bir şey değil..

Kızaran köfte sıcacık tırnak pidenin üzerine yatırılıyor. Pide köfteyi karşılamadan, pişirilmiş domates ile ıslatılmış oluyor. Bu ikili köfte eklendikten sonra tabağın üzerinde tereyağı gezdiriliyor ve doğranmış maydanozla tabak renklendiriliyor. İnanın, insan bu tabağı büyük bir iştahla hemen bitirip yenisini istiyor. Ben o gece, iki buçuk porsiyon köfte yedim.

Hacı Baba’nın sadece köftesi güzel değil. Köfteden önce jalapeno denen biber turşusu, yoğurt, piyaz ve salata geliyor. Yoğurt muazzam; İstanbul’da yediğimiz tatsız tuzsuz yoğurtlar yanına yaklaşamaz. Kıvamlı, mis gibi kokan bir yoğurt. Piyaz da İstanbul’daki fasulye haşlamalarına hiç benzemiyor. İri taneli ve lezzetli fasulyeden yapılmış, közde patlıcan ile renklendirilmiş bir piyaz. Burada bir parantez açayım. Biliyorsunuz, memleketim Antalya’nın tahinli-sirkeli piyazı meşhur. Tire’nin piyazı, Antalya piyazı kadar lezzetli değil; ama diğer şehirlerde yediğimiz dandik piyazlara da hiç benzemiyor.

Yemeğin üstüne, yörenin tatlısı olan karadutlu lor yiyebilirsiniz. Nihayet loru tatlıda kullanmayı akıl eden bir yer görmek sevindirdi beni. Lor, belkide ülkemizde üretilen en basit ve özelliksiz peynir ama, elin İtalyan’ının meşhur ettiği mozzarella’dan çok daha karakterli ve en az onun kadar tatlılarda kullanılabilecek bir tatlı. Karadutlu lor, lor peynirinin üstüne karadut reçeli dökülmesiyle yapılan basit bir tatlı ve güzelliği bu basitlikte saklı. Bana Zagreb’de yediğim, parmesan, bal ve cevizden yapılan tatlıyı anımsattı. Peynir-bal-reçel kombinasyonlarından çok güzel tatlılar çıkacağını düşünüyorum. Üzerine biraz kuruyemişle, iki dakikada hazırlanan, yemek sonrası şeker ihtiyacını gideren ve çok da ağır olmayan tatlılar çok ideal!

Uzun lafın kısası, Tire köftesini bulduğunuz yerde götürün, yolunuz Tire, Efes, Şirince civarlarına düşerse de direksiyonu Tire’ye kırıp Hacı Baba’ya çökün!

This post was written by

mushie – who has written posts on Mushie's Blog.

Email

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*