Lezzet Yolculukları – Fatih Sur Ocakbaşı

Kararsızım tavsiye edip etmemekte.. Uzun zamandır, farklı kişilerden duyuyordum mekanı. Lezzetten ve keyiften oldukça anlayan Doğanoğlu ailesinin fertleriyle bir araya gelmişken, gitmenin tam zamanı diye düşündük kadim dostum, lezzettaşım Ata’yla.

Sur Ocakbaşı, Fatih’te büryanı ile meşhur, salaş bir kebapçı-ocakbaşı. Burada, Fatih semti için bir parantez açalım. Kadınlar Pazarı denilen yer tam bir lezzet cenneti.. Sağlı sollu Siirtli kebapçılar, sakatatçılar ve hakiki kahvaltılıklar satan mekanlar. Biliyorum Fatih deyince insan bir durup düşünüyor ama biliyorsunuz yemek Çin’de bile olsa gidip yerim!

Neyse, önce çiğ köfte sipariş ettik. Yanında hakiki isotla yaptıkları acı sosla servis ediyorlar. Güzeldi ama etsiz olması olumsuz bir nokta. Çiğ köfteyi etsiz yemeyi pek sevmiyorum. Kendi ikramları olarak soğan salatası, karışık salata ve acılı ezme getirdiler. Soğan salatasını çok beğenmedim; soğanları tuz ve sirkede öldürmemişler, çok diri kalmış. Acılı ezmeye bayıldım. Nar ekşisi ile hazırlamışlar. Çok yaratıcı olmamasına rağmen, neden bugüne kadar düşünemediğime şaştım! Hakikaten çok yakışmış. Başka bir tat vermiş. Bundan sonra gittiğim yerlerde mutlaka böyle hazırlanmasını isteyeceğim. 

İçecek olarak ayrandan şaşmamak lazım. Bakır kapta servis ettikleri, bol köpüklü bir ayranları var. Kaşıkla içiliyor. Tadı, lezzeti yerinde. Denemek lazım mutlaka.

Esas olayları olan büryana gelince; bilmeyenler için büryan kuzunun sırt bölgesinden yapılan bir et yemeği. Hayvan kuyuda saatlerce demlene demlene pişiyor. Sonra kaburgaların sırta denk gelen kısımları parçalanarak servis ediliyor. Uzun süre ağır ağır piştiği için, etin her tarafı güzelce pişiyor ve kemikten kaymak gibi ayrılıyor. Sur Ocakbaşı’nın büryanı, lokum gibi yumuşacık. Yalnız, et biraz fazla yağsız. Rejim yapanlar için harika bir durum ama ben eti biraz yağlı seviyorum. Sonuçta, etin lezzeti yağından geliyor önemli ölçüde. Et o kadar yağsızdı ki, üzerinde beklediği pide yemeğin sonunda neredeyse kupkuruydu. Sofradaşlarım bilir; bayılırım kebabın altında kalan ve kebabın tüm yağını emmiş pideyi yemeğin sonunda götürmeyi ne kadar sevdiğimi! Sur Ocakbaşı’da yaşayamadım bu keyfimi doğru düzgün! Aynı yağsızlık durumu perde pilavı için de geçerliydi. İç pilav resmen kuruydu. Kullandıkları tereyağını hissedilir derecede artırmaları gerekiyor bence.

Yemeğin üstüne dondurmalı irmik helvası yedik. Gayet güzel ve alışıldık dondurmalı irmik helvasından farklıydı. Bir kere irmiği sütlü kahve değil; bariz sarı renkteydi. Ayrıca, irmik kaşığı daldırdığınızda dağılmıyor, adeta bıçakla kesilecek kıvamda bir deri gibi dondurmayı kaplıyor. Bunun sırrının ne olduğunu sordum garsona; ama büryan hakkında kötü yazacağımı servis sırasında duyan garson gıcıklık ederek cevap vermedi. Vermesin, artık bu kadar yiyip içtiğime göre cevabı zaten biliyor olmalıyım! Bence sarı renk, irmiğin kavrulduktan sonra su değil; sütle açılmasından kaynaklanıyor. İrmikteki kıvamın sırrı da büyük ihtimalle Urfa peyniri katılmış olması.

Özetle, sağlıklı yaşayalım diyorsanız ideal bir ocakbaşı noktası olabilir burası sizin için; ama benim gibi önce lezzet derseniz, tereddütle yaklaşılmalı! Yeri, İMÇ’den Fatih’e doğru gelince su kemerini geçer geçmez ilk sağ sokakta.

This post was written by

mushie – who has written 264 posts on Mushie's Blog.

Send an Email

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*